Münir Arıkan

Pazar Pazar Aile Terapisi 💆

Saatlik Eş ⏳👩🏻‍🦰

Evlenirken, bir ömür boyu mutluluklar dilenir, çiftlere. 💍✨

Hatta (insanın sonsuzluk arayışının bir yansıması olarak) bir ömür yetmez o aşka; Dünya Ah’ret – iki cihan saadeti istenir. 🤲🌍🕊️

İyi günde, kötü günde birliktelikler temenni edilir.

Sonuçta 4 milyar kız içerisinden ya da 4 milyar erkek içerisinden, çekip çıkartılan kişidir, eşler. 🌎 İki bedende tek ruh yaşayacağımız, ruh ikizimiz. Sevdiğimiz, sevdiceğimiz, aşkımız, gıymatlımız… ❤️

Ama aşkın da gözü kördür, işte. 😶‍🌫️ Prof. Dr. Mehmet Sungur Hocamın da dediği gibi; ‘Aşk bir görme kusurudur’ ve tedavisi evlenmektir. Evlenince açılır gözlerimiz. Gerçeği görmeye başlarız. 👀 Hem gerçeği, karşımızdaki gerçek kişiyi görmeye başlarız. Hem de maskelerin son kullanma tarihi geçer, süresi biter; insanlar gerçek yüzleriyle ortaya çıkar. 🎭🕰️

Gözümüzün kör olduğu dönemlerde; görmeyince huzursuz olduğumuz, hep görmek istediğimiz, bakmaya kıyamadığımız, baktıkça doyamadığımız eşlerimiz;

Görme kusuru geçip de gerçek eşi görmeye başladığımızda, başka bir şeye evrilir. “Seni gördüğüm güne..” diye başlayan kötü, acı ve zehirli sözler dökülmeye başlar dudaklarımızdan. 🗡️💔

Eve giderken ayaklarımız geri geri gitmeye başlar. 🚶‍♂️↩️

Eve gelince, bir an evvel dışarıya kaçma arzusu tüm bedeni sarar. 🏃‍♂️💨

Ev artık ‘aşk yuvası’ ya da bir ‘merhamet sığınağı’ değil, bir ‘yüzleşme arenası’na 🏟 dönüştüğü için, kaçınma davranışları başlar. ⚔️

Bu kaçınma, aslında yakınlıktan korkunun bir yansımasıdır; çünkü gerçek yakınlık, savunmasız olmayı gerektirir. Ardına bir 🛡️ zırh gibi saklandığımız maskeler düşünce, o korunmasız halimiz, ne yazık ki kaçışı tetikler. 🏃

Saatlerce konuşup, sesine doyamadığımız eş sesi, kuru bir cızırtıya dönüşmeye başlar. ♒︎ Yüzü, o eski aşık olduğumuz yüz değildir, artık. 🤢

Tabi ki, hanımefendinin sesi de aynı sestir, yüzü de profilden aynı yüzdür. Ama köprünün altından akan sular, o eski tablomuzun aşk boyalarını epey yıpratmış, aşkın verniği dökülmüş, geriye hayatın ham ve bazen kıymık atan tahtası kalmıştır. 🖼️

İşin içinde çocukların da olduğu, o kavgalı – dövüşlü boşanma süreçleri başlar, Allah korusun. 👨‍👩‍👧‍👦 Aileler devreye girer. Kavgalar dövüşler..

Derken o mutlu Peri Masalı, bir kabus olarak kişisel tarihimizde kara bir leke gibi kazınır, kalır. 🕳️ Bu kabus, yalnızca çiftin değil, çocukların da nesiller boyu taşıyabileceği bir derin yara izi bırakır. 🧬💔 Çünkü en çıkmaz leke; insan lekesidir! 🖤

Geçenlerde işte tam da bu konularla ilgili konuşurken,

İlam’dan Hidayet Erdoğan Hocam;

‘Münir Hocam’ dedi. ‘Kaç saatlik gelinsin, kaç saatlik damatsın’ diye soruyorum ben, bana yakınmaya gelenlere. Gelin hanım, zaten ayda bir kez gidiyor Kayınvalidesine. Gittiğinde de birkaç saat kalıp, dönüyor hemen. Kaç saatlik gelinsin ki sen, bu kadar abartıyorsun kızım diye soruyorum’ dedi. ⏱️

Beynimde şimşekler çaktı. ⚡ Yıldırımları kalbimi yaktı. ❤️‍🔥

Kaç saatlik eşsin sen? 👰🏻🤵🏻

Kaç saatlik babasın sen? 🧔🏻

Kaç saatlik damatsın sen? 🤵🏻

Çok ağır geldi bu sorular, kendime uyguladığımda! 🏋🏻‍♂️

Şöyle bir baktım.

Tabi ki önce kendime. Sonra çevreme…

Hakikaten saatlik eşe dökmüşüz işi.

Mesela bir düşünün Aziz Dostlarım.. 🧠

Normal şartlarda Türkiye’de bir gelin kızımız, kaç saat gelinlik yapıyordur, yılda?

Ya da bir Damat, kaç saatlik damatlık yapıyordur?

Ya öyle geline, damada gitmeye gerek yok.

Kendi kendimize sorduğumuzda, cevap ortada ki zaten.

Mesela anne babalarımızla ilgili kaç saatlik evlatlarız biz? 👵👴

Koca bir yıl, kapitalist sistemin ağır iş yükü altında çalıştığımız kuruma ortalama 3.000 – 3.300 saatimizi verirken.

Aslında.. İşyerine ömrümüzün ‘yoğunluğunu’, sevdiklerimize ise ‘ruhumuzun ‘yorgunluğunu’ borç bırakıyoruz. 😮‍💨

İşyerinde tüm enerji ve sinerjimizi tüketip, eve sönerjiyi getiriyoruz. 🔋⬇️

Peki ya anne – babamıza?

Siz bilmem ama memleketten İstanbul’a geldiyseniz;

Yılda bir iki Bayram vesilesi ile;

Birkaç saatlik ya da birkaç günlük evlatlarınız bizler. 🧳🏙️

Halbuki ayrılan zaman, verilen değerin en çıplak göstergesi. 💎⏰

Göçle birlikte artan coğrafi mesafe, duygusal mesafeyi de yok ediyor, maalesef. Bu da nesiller arası bağın zayıflamasına yol açıyor. Gözden ırak olan, gönülden de ırak oluyor sonuçta!

Peki ya eş? Kaç saatlik eş’iz biz, Allah aşkına? ❤️⏳

Kaç saatimizi, Gary Chapman’ın ‘nitelikli beraberlik’ diye ifade ettiği şekilde ayırdık eşimize?

Şöyle telefonumuz, televizyonumuz ve notebook’umuz kapalı olarak.. 📵📺💻 Aşık olduğumuz dönemlerdeki gibi.

O puslu gözlerin buğusunda kaybolduk? 👁️‍🗨️

En değerli vaktimizi ayırıp, şöyle can ciğer kuzu sarması gibi bir sohbet ettik? (Sohbet, ahbaplığı getirir, o da muhabbeti. Ama biz muhabbetsiz konuşmalarla yok ediyoruz ahbaplığı) ☕️🤝❤️

İletişim sadece veri aktarımı değil, iki gönül arasındaki senkronizasyondur. 🔄💞 Gerçekten o güzel gönlünüze hitap ederek soruyorum. Ve lütfen dürüst bir şekilde cevaplayın;

Kaç saatlik eşsiniz Sizler?

2025 yılı boyunca, birlikte TV’ye, telefona, filme filan değil. 🚫📺📱

Birbirinizin gözüne baktığınız saatlerin toplamı kaçtır, mesela? 👀

İş arkadaşlarıyla ya da sosyal bir kulüpte, vakıfta, dernekteki konuşmalarınız hariç. Bağırtı, çağırtı, kavga, dövüş hariç. 🛑

Şöyle birbirinizle, en içten, en güzel, en faydalı bir şekilde konuştuğunuz saatlerin toplamı kaçtır, mesela?

(Bu sorular sizi rahatsız ediyorsa, zaten değişim zamanı gelmiş demektir!) 🔔

İnanın, koca bir yılı değerlendirdiğimizde;

Saatlik bir eşler olduğumuz çıkıyor ortaya.

Hem de birkaç saatlik eşler! ⏱️

Bize de, kültürümüze de, örfümüze de, töremize de, dinimize de, imanımıza da uymayan, sapkın bir İran adetidir, bu birkaç saatlik eş meselesi.

Muta dedikleri şey.

Birkaç saatliğine kiralayıp, kullanılan şeyi,

Bizim kültürümüz fuhuş diye niteler bunu.

(Biraz ağır oluğunun farkındayım. Ama anlatmanın başka bir yolunu da bulamadım. Özür.)

Saatlik eş işi, bize uymaz. Racona terstir.

İranlıların ki sözüm ona nikahlı muta.

Bizim ki de, duygusal muta.

Üstelik onlar zamanını biliyor. Başlangıcını ve bitişini.

Bizimkisi daha da vahim. Mecburi bir mahkumiyeti de barındırıyor içinde. ⛓️

Eşte durum böyle olunca, çocuklarımıza da durum değişmiyor.

Sonuçta part time akrabalık bizimkisi. 👨‍👩‍👧‍👦⏳

Onlara da birkaç saatlik baba oluyoruz.

Annemize ve babamıza birkaç saatlik evlat.

Kayınpeder ve kayınvalidemize birkaç saatlik gelin, birkaç saatlik damat.

Akrabalara gelince, durum daha da vahimleşiyor.

Orada tarife artık saat değil, dakika.

Ve bizler şu koşuşturmaca içinde birkaç dakikalık akrabalarız. ⏱️

Maalesef. Küresel hızda, bazılarımızın o dakikalık akrabalığa bile vakti yok. 🌪️

“Ooo.. Kaç yıl oldu görüşmeyeli” diye konuşuyorlar, 5-10 yılda bir rastlaştıklarında. O da rastlaşırlarsa. Yılda değili 10 yılda bir kaç dakika!

Aynı apartmanda yaşadığımız, binadaşlarımız komşularımızda saniyeye düşüyor bu tarife. 🏢 Birkaç saniyelik; Merhaba, iyi günler… Hepsi bu.

Saniyelik komşularız bizler. 👋

Aziz Dostlarım.

Daha yılın başındayız. 🌱

Bir Düşünce Koçu olarak Sizi düşünceye davet ediyorum. 🧠

Her gün 8-10 saatimizi vermemize rağmen, parmak izi ile, yüz tanıma ile, imza ile giriş ve çıkışlarımızı saniyesi saniyesine log’layan iş yerlerimizde,

yılda 3.000 – 3.300 saatimizi vermemize rağmen,

bırakın mesaiye gelmemeyi,

geç kalırsak bile ikaz, uyarı, ihtar aldığımız,

birkaç kez tekrarlarsak, cezaya kaldığımız şu sistem içinde, nereye bu gidiş? 🧾

Kariyerimiz için tuttuğumuz log kayıtlarını, neden sevdiklerimize ayırdığımız zaman için tutmuyoruz? 📝❤️

Şöyle bir bakın işyerlerinizde, çevrenize.

Annenizden, babanızdan, eşinizden ve çocuklarından daha fazla gördüğünüz yüzler göreceksiniz, sizi çepe çevre kuşatmış.

Yakınlık, çoğu zaman duygudan önce tekrarın ve maruziyetin ürünüdür. 🔁

Hayatınızın en motive, en heyecanlı, en diri, en canlı, bioritminizin en yüksek vakitlerini, bu yüzlerle geçiriyoruz, mecbur.

Maişet, iş, kariyer, v.s. sebeplerle. 💼

Akşam olup da, yorgun argın eve gittiğinizde,

Büyük ihtimalle canınız çıkıyordur, zaten. 😮‍💨🏠

“Çıkmayan candan ümit kesilmez” diyerek, evdekiler kahrımızı çekiyor ama işimize ayırdığımız diri ve taze halimizden,

sevdiklerimize solmuş çiçekler kalıyor, yalnızca. 🌸🥀

Ama bu gidiş, gidiş değil. 🚫

Ne eşimize, ne çocuklarımıza, ne de anne babalarımıza..

O, işimiz için ayırdığımız kaliteli zaman demetinden bir demet buket sunamıyorsak.. 💐

Gerçekten, bütün samimiyetimle soruyorum; Nereye bu gidiş?

3.300 saatlik çalışanlarınız bizler.

Full time profesyonelleriz.

Şirketimize aidiyeti yüksek personelleriz. 👔

Peki kaç saatlik eşiz, biz? ⏳

Kaç saatlik evladız?

Kaç saatlik anne babayız?

Hiç düşündünüz mü? 🤔

Ne dersiniz?

Bu yıl, saatlik eş olmaktan çıkıp, ömürlük eş olmaya var mısınız? ❤️🤲

Comments

  • Saffet Tüzgen

    Yazılacak bir şey bırakmamışsın Münir hocam, bu yazıyı yengen rahmetli olmadan okumuş olsaydım. Yani iki ay evvel. “Ona sadece bu düşüncelerle birkaç dakika bakabilseydim.” Diye düşündüm. ( mekanı cennet olsun).
    Toparlanıp dedimki: “kalan sağlar için yarın telafi imkanın olmayabilir. Bugün başla”.
    Gönlünüze, kaleminize sağlık 🤲

    • admin

      Saffet Abim
      Başınız sağolsun. Makamı ali olsun inş.
      En güzelini yapmışsınız. Toparlanıp, bugün, şimdi, hemen, derhal… Yapabileceklerimize odaklanmak…
      Geçmiş için yanmaktan bin kat daha evla olsa gerek.
      Sizlere Sabru Cemil niyazımla…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir