Cumartesi Kariyer Ateşi 🔥
Hayat başarımız,
ya en zayıf yönlerimizde saklıysa…
İlkokuldan beri en yakın arkadaşlarımdan, sınıfta hocalarımdan ve ailemden en çok duyduğum cümle şuydu: Ya oğlum biraz sus!
Ama susmak ne mümkün..
İçinde müthiş fikirler, büyük projeler, mevcuda karşı büyük bir öfke, statükoya karşı inovatif ve sıra dışı fikirlerin, kelebekler gibi uçuştuğu o çocukluk ve gençlik yıllarında.. Gerçekten susmadım.
Üzdüğüm, kırdığım, öfkelendirdiğim, sukuneti bozan continuous konuşmalarım için çok özür diliyorum, hepsinden.
Ama yıllar sonra Keynote Speaker bir motivasyon konuşmacısı olarak,
O gün susturmaya çalıştıkları o küçük çocuğa;
‘Ya Hocam! Kaç bin dolarsa verelim. Lütfen biraz daha konuş’ deneceğini bilseler..
Acaba yine de o cümleyi kurarlar mıydı?
Hiç sanmam.
Çocukluktan itibaren ailemiz, öğretmenlerimiz, çevremiz, iş yerimiz, arkadaşlarımız ve sistem tarafından,
(ki buna kısaca tüm paydaşlarını içine alacak şekilde sistem diyelim)
Sadece 2 yönümüze bakılıyor.
Hem bu bakış aşısındaki yanlışlığı hem de bakışın içeriğindeki yanlışlığı anlatmak istiyorum Sizlere.
Sistem bir çocuğa bakarken;
1. Zayıf yönüne odaklanarak, bunu değiştirme çabasına giriyor.
Şimdi burada yakaladığım büyük bir sırrı açıklıyorum:
Hayat her zaman güçlü yönünüzü kullanarak avantajlar sağlamıyor.
Avantaj bazen zayıf yönünüzde de saklı olabiliyor.
Bir insanın;
Yakın İlişki Kurma
Dışa Dönüklük ve
Duyguyu Kullanım gibi özelliklerinin çok düşük skorda kaldığını düşünün.
Böyle bir kişi aslında;
Adli Bilişim ve Siber Güvenlik (Soc Analyst)
Risk Analisti ve Kriz Yönetimi Uzmanı
Veri Bilimcisi ve Algoritma Tasarımcısı
Denetçi (Auditor) veya Kontrolör ve
Cerrahi veya patoloji veya radyoloji gibi alanlarda, Laboratuvar Odaklı Uzmanlıklar için tam da biçilmiş kaftandır.
Veya dedektiflik ve gizli görevlerde, tam olarak sistemin aradığı kişidir.
Ama sistem, herkesin averajını yükseltme telaşıyla, zayıf yöndeki avantajı ıskalar.
Bugün şöyle bir çevrenize baktığınızda,
Ülke v global çapta başarıya ulaşmış bir çok kişinin, bu zayıflıkları üzerinden yükseldiklerini hayretle fark edeceksiniz.
Mesela eğitim eksikliği
Mesela yabancı dil eksikliği
Mesela iletişim eksikliği
Bu alanlardaki zayıf skorlarına takılmadan,
Ya Hocam! Eğitim eksikliği ve yabancı dil eksikliği nasıl bir avantaj yaratsın dediğinizi duyar gibiyim.
Gençlik yıllarımda Bodrum’da Tatil Köyü Müdürlüğü yaparken şahit olduğum bir gerçek vardı;
En güzel turist kızları, dil bilmeyen, eğitimi olamayan, bizim biraz da gariban diye nitelediğimiz kişilerle takılıyor, arkadaş oluyor, hatta gönül ilişkisine girip, yurt dışına bile gidiyordu…
Yani kızlar illa yüksek lisans ve yakışıklılık peşinde değil.
Hayat başarısı da öyle.
Biz biraz güçlenelim, zayıf yönlerimizden kurtulalım diye çabalarken.. Birçok fırsat kaçmış olabiliyor.
Sosyal yönü güçlü olamayan, iletişimi kötü, kendisi kaba ve maço bir insan düşünün. Tahsilatta biraz tatlı sert yapacak, bulunmaz Hint Kumaşıdır..
Ya da acul diye tabir ettiğimiz sabırsız ve aceleci kişiler; tahsilatta (sürekli nerede kaldı ödemeniz.. diye hatırlatarak) firmanın hak edişlerini zamanında almasına yardım edecek özel kişilerdir..
2. İkinci sır ise, Sistem güçlü yönlerimizi öyle kutsuyor ki,
Not, Teşekkür, Takdir, Onur, Yüksek Onur… Derece.. Birincilikler.. Derken kendimizi çok başarılı ve bir şeymiş gibi dev aynasında görmeye başlıyoruz.
Bugünün iş dünyasındaki uyumsuzlukların, empati eksikliklerinin, departman savaşlarının altında yatan en önemli sebeplerden birisidir, bu.
Halbuki sistem, zayıf yönümüzü de kullanabileceğimiz, zayıf yönümüzle mutlu olacağımız bir kartela sunsa bize. Renklerimizi kendimizin seçtiği. Seçimlerimizle mutlu olduğumuz.
Bu takdirde, sadece bilişsel değil, bedensel, duygusal, fiziksel, makamsal ve imkansal tüm zayıflıklarımızla mutlu olduğumuz ve onları tam da olması gerektiği gibi kullandığımız bir rota ortaya çıkacaktır.
Ya da, sistem tarafından kutsanan o tüm güçlü yönlerimiz, kişisel gurur, kibir ve enaniyetimizle birleşerek;
(önce bulunduğu bedeni yok edici ve ölümcül bir virüse dönüşecektir.
Özetle;
Zayıf yönlerimiz de bizi biz yapan bireysel özelliklerimizdir.
Elbette değişim, dönüşüm ve gelişim şart. Ve bunların için sürekli eğitim.
Ama insanız biz. Kul kusursuz olmaz. ‘Hatamla sev beni’ diyor ya Orhan Gencebay.
Aynen öyle.
Başkasının zayıf yönlerini, ona karşı bir tehdit ve şantaja dönüştürmemek lazım.
Ve kendimizin zayıf yönlerini ölümcül bir içe kapanış sinyali olarak algılamamız lazım.
Bu yaşıma kadar ne çektiysem;
Zayıf yönleri fazla olan kişilerin zayıflığından değil
Güçlü yönleri fazla olan kişilerin gurur ve kibirlerinden çektim..
Aman dikkat.
Konuşmasından rahatsız olduğunuz birisine; Ya oğlum biraz sus! derken.. Büyük bir yeteneği heba ediyor olabilirsiniz.


Bir yanıt yazın