Münir Arıkan — Consulting Training Coaching
Tüm Yazılar

Kişisel Gelişim

Şirketler İnsanlarını Değil, Duygularını Kaybediyor!

26 Ağustos 20262 dk okuma

Şirket denince akla; hammaddenin, üretimin, satışın, müşterinin ve finansın yönetimi geliyor.

Bunlar elbette yönetilmesi gereken unsurlar.
Ama duygular yönetilemezse, bu unsurların yönetilmesi pek bir işe yaramaz.

Yani şirketler bir duygu yönetim merkezidir.

Duyguları yöneten kazanır.

 

Bir şirketin en değerli çalışanı neden gider?

Daha yüksek maaş için mi?

Daha büyük bir unvan için mi?

Daha iyi imkânlar için mi?

Bazen…

 

Ama çoğu zaman insan, şirketten ayrılmadan çok önce duygusal olarak şirketi terk eder.

Önce heyecanını kaybeder.

Sonra fikirlerini söylemekten vazgeçer.

Ardından sorumluluk almak istemez.

Sadece kendisine verilen işi yapar.

Ve bir gün masasını toplar, gider.

 

Şirket yönetimi ise şaşkındır:

“Her türlü imkânı sağladık. Neden ayrıldı?”

Çünkü şirketler insanların maaşlarını yönetiyor ama duygularını yönetemiyor.

(Bu tıpkı çocukları için her türlü maddi imkanları seferber edip, onlarla kaliteli vakit geçiremeyen anne babaların yakınmasına benzer. Her türlü imkanları seferber ettik, en özel okullarda, en güzel öğretmenlerde okuttuk, bir dediğini iki etmedik ama hala bize neden uzak, anlamış değiliz…)

 

Maddiyat insanı yakınlaştıran bir unsur değildir.

Elbette önemlisidr, önemsiz demek istemiyorum.

Ama maddiyatın kendisinden ziyade, nasıl kullandığı kişiler arası bağa tesir eder.

 

Burada duyguları yönetmekten kastım;

İnsanların duygularını bastırmak, yönlendirmek veya onları sürekli mutlu etmeye çalışmak değil.

İnsanın;

Ne hissettiğini fark edebileceği,

Düşüncesini korkmadan söyleyebileceği,

Hata yaptığında aşağılanmayacağı,

Başarısının görülüp takdir edileceği,

Adaletin kişilere göre değişmeyeceğine inanabileceği

bir çalışma iklimi oluşturmak…

 

Geleceğin dünyasında şirketlerin en büyük rekabet üstünlüğü sermaye değil,

nitelikli insan olacak.

 

Ancak yetenekli insanı şirkete almak yetmez.

Onu kurumda tutmak,

Potansiyelini geliştirmek,

Yetki vermek,

Liderliğe hazırlamak

ve kendisini değerli hissettirmek gerekir.

 

Çünkü güven duygusu olmayan yerde insanlar risk almaz.

Adalet duygusu zedelenen yerde aidiyet gelişmez.

Sürekli eleştirilen insan zamanla inisiyatif kullanmaz.

Aşağılanan çalışan yeteneğini göstermez.

Fikirleri dinlenmeyen insan önce susar, sonra uzaklaşır.

Belirsizlik kaygı üretir.

Kaygı savunmayı artırır.

Savunma iş birliğini azaltır.

İş birliği azalınca kurumun zekâsı parçalanır.

 

İşte İnsan Kaynağı Yönetimi ve Yetenek Elde Tutma Krizi tam olarak burada başlar.

Şirketler çoğu zaman çalışanlarını maddi sebeplerle kaybettiklerini düşünürler.

Oysa ayrılık kararının arkasında çoğunlukla uzun süredir biriken;

Kırgınlıklar,

Hayal kırıklıkları,

Haksızlığa uğrama hissi,

Değersizlik,

Güvensizlik,

Görülmeme ve tükenmişlik vardır.

 

Maaş, insanı bir şirkete getirebilir.

Fakat insanı şirkette tutan;

Güven, anlam, adalet, gelişim ve aidiyettir.

 

Bu nedenle geleceğin yöneticisi yalnızca işi yöneten kişi olmayacak.

İşin arkasındaki insanı,

İnsanın arkasındaki ihtiyacı,

İhtiyacın arkasındaki duyguyu da okuyabilecek.

 

Çünkü her performans düşüklüğü tembellik değildir.

Her sessizlik onay değildir.

Her itaat bağlılık değildir.

Her istifa da ayrıldığı gün başlamaz.

Şirketler yetenek savaşını işe alım ilanlarında değil,

çalışanlarına yaşattıkları günlük duygularda kazanacaklar.

Unutmayın;

İnsanlar çalıştıkları şirketleri akıllarıyla değerlendirir,

fakat kalıp kalmayacaklarına çoğu zaman duygularıyla karar verirler.

 

#KurumsalGelişim #İnsanKaynakları #YetenekYönetimi #DuygusalZekâ #PsikolojikGüvenlik #Liderlik #KurumKültürü

 

MA

Münir Arıkan

Düşünce Koçu · Yazar · Konuşmacı

Hakkında

İletişim

Hayatınızda kalıcı bir iz bırakmaya hazır mısınız?

Koçluk, seminer ve danışmanlık talepleriniz ve sorularınız için yalnızca bir mesaj uzağınızdayım.