Kişisel Gelişim
Arjantinli Taraftarlara Selam Olsun…
Arjantin, dün akşam oynanan 23.Dünya Kupası Finali'nde İspanya’ya 1-0 yenilerek dünya ikincisi oldu.
Tarihi genellikle birinciler yazar.
Tarih, çoğu zaman birincileri anlatır.
Ama ben bugün ikinciyi yazacağım.
Maçın 0-0 sona eren 90 dakikalık normal süresinde,
İspanya’nın 12 isabetli şutuna karşılık Arjantin’in İspanya kalesine tek bir
isabetli şutu yoktu.
İspanya rakip ceza sahasında 32 kez topla buluşurken Arjantin bunu yalnızca 8 kez başarabildi.
Hiç kart görmeyen İspanya karşısında Arjantin, maç ve
sonrasındaki olaylarla birlikte 5 sarı ve 1 kırmızı kart gördü.
Ve bence Arjantin, tarihinin en kötü maçlarından birini
oynadı.
Bir Dünya Kupası Finaline asla yakışmayan bir performans
sergiledi!
Bu sabah dünya basınında Arjantin Milli Takımı, Teknik
Direktör Lionel Scaloni ve maç boyunca bir türlü göremediğimiz Lionel Messi
hakkında çok daha ağır, hatta hakarete varan ifadeler kullanıldı.
Ama ben onları buraya almadım.
Çünkü sizi, İspanya karşısında böylesine etkisiz ve çaresiz
kaldıkları, sonunda da kaybettikleri o maçın tribünlerine götürmek istiyorum.
Bu yazının başlığı da zaten bu yüzden:
Arjantinli Taraftarlara Selam Olsun…
Bizde taraftarlık, maalesef çoğu zaman sonuç odaklıdır.
Takım kazanıyorsa alkışlanır, oyuncular omuzlara alınır,
teknik direktör kahraman ilan edilir.
Kaybedilen maçların ardından ise bazen;
Döner bıçaklı saldırılar…
Stadı yakıp yıkan vandallar…
Maça değil, meydan muharebesine geldiğini sanan holiganlar…
Hatta kulüp başkanı seviyesinde yapılan seviyesiz
açıklamalar…
Dün akşam bunların hiçbiri olmadı.
Maç boyunca tamamen etkisiz kalan Arjantinli oyuncular,
tribünlerdeki taraftarları tarafından bulabildikleri en küçük vesileyle
alkışlandı.
Küçük bir başarılı pas:
Alkış, tezahürat, destek…
Bir İspanyol oyuncusunu durdurmak:
Alkış, tezahürat, destek…
Küçük bir çalım:
Alkış, tezahürat, destek…
Rakip sahaya bile geçemeyen küçük bir verkaç:
Yine alkış, yine tezahürat, yine destek…
Bu destek 120 dakika boyunca devam etti.
Gol yediklerinde de…
Kırmızı kart gördüklerinde de…
Oyun tamamen İspanya’nın hâkimiyetine geçtiğinde de…
Arjantinli taraftarlar takımlarını desteklemekten asla
vazgeçmedi.
Ve maç bitti…
İspanya Dünya Şampiyonu olurken Arjantin kupayı kaybetti.
Ancak Arjantin tribünleri susmadı.
Kupa törenine geçilmesini bekledikleri yaklaşık yarım saat
boyunca da, törenin devamındaki yarım saatte de takımlarına seslenmeyi, şarkı
söylemeyi ve onları alkışlamayı sürdürdüler.
Arjantin Milli Takımı ise taraftarlarının önünde, mahzun ve
mahcup bir şekilde, o bir saatlik süreyi öylece ayakta bekleyerek geçirdi.
Başlarını öne eğdiler.
Tribünlerine baktılar.
Kendilerini terk etmeyen insanları dinlediler.
Messi’nin gözyaşlarına hâkim olamadığı o duygusal anlarda
tribünler daha da coştu.
Çünkü başarı anında alkışlamak kolaydır.
Kupa kaldıranların yanında herkes bulunur.
Asıl sadakat; yenilenin, düşenin, başarısız olanın ve mahcup
olanın yanında kalabilmektir.
İnsanların yalnızca başarılarını değil, gayretlerini de
görebilmektir.
Onlara, “Bugün başaramadınız ama sizinle yol yürümekten
vazgeçmedik!” diyebilmektir.
Arjantinli taraftarlara bir kez daha selam olsun…
Oyuncuları zaman zaman sahada çirkefliğe varan davranışlar
sergilemiş olsalar da tribünlerin o muhteşem güzelliğini bozmadıkları için…
Takımlarını yalnızca kupanın, galibiyetin ve başarının
sahibi olarak görmedikleri için…
Futbolun her zaman sonuçtan ibaret olmadığını bir kez daha
gösterdikleri için…
Başarısızlık anında insanı aşağılamanın değil, yeniden ayağa
kaldırmanın mümkün olduğunu bütün dünyaya hatırlattıkları için…
Bu görüntü yalnızca futbolu anlatmıyor.
Ailelerimizi de anlatıyor.
Çocuklarımız başarılı olduğunda onları alkışlıyor, başarısız
olduklarında sevgimizi geri mi çekiyoruz?
Çalışanlarımız hedefe ulaştığında yanlarında duruyor, hata
yaptıklarında onları yalnız mı bırakıyoruz?
Dostlarımız güçlü ve itibarlı günlerinde değerli, düştükleri
günlerde görünmez mi oluyor?
Kendimizi bile yalnızca kazandığımızda mı seviyoruz?
Oysa bizim kadim değerlerimizde çok güçlü bir ilke vardır:
“Zaferden değil, seferden sorumluyuz.”
Bu söz sonucu önemsizleştirmez.
İnsanın üzerine düşeni yapmasını, bütün gücüyle mücadele
etmesini, doğru yolda yürümesini; fakat kendi iradesini aşan sonuçlar sebebiyle
kendisini veya başkasını bütünüyle değersizleştirmemesini öğretir.
Hayatın her alanında hedeflerimiz, sonuçlarımız ve
başarılarımız elbette önemlidir.
Ama sadece sonuca odaklandığımızda süreçte gösterilen
gayreti, fedakârlığı, sadakati, dayanışmayı, gelişimi ve insanlığı gözden
kaçırabiliriz.
Bu hafta kendimize şu soruyu soralım:
Ben insanları yalnızca kazandıklarında mı alkışlıyorum?
Yoksa yenildikleri, düştükleri ve mahcup oldukları günlerde
de onların tribününde kalabiliyor muyum?
Arjantinli taraftarlara selam olsun…
Bize, bazen kaybedenlerin de tarihe çok güzel şeyler
yazabileceğini gösterdikleri için…
Sonuca esir olmadan, süreçteki güzellikleri görebildiğimiz
bir hafta ve bir hayat diliyorum.
Not: Bazen kaybedenlerin de tarihe çok güzel şeyler
yazabileceğini, yenildikleri veya kupadan elendikleri maçlarda bile, Japon temizliğinin
ve sorumluluğunun bir örneği olarak, tüm stadı temizleyerek stattan ayrılan
Japon Taraftarlarına da selam olsun.
#PazartesiMotivasyonAteşi #Arjantin #ArjantinTaraftarı #DünyaKupası #Motivasyon #Sadakat #Vefa #Taraftarlık #TakımRuhu #Başarı #Başarısızlık #SüreçOdaklılık #Gayret #Azim #Dayanışma #SporKültürü #Liderlik #İnsanlık #ZaferdenDeğilSeferdenSorumluyuz #MünirArıkan