Münir Arıkan — Consulting Training Coaching
Tüm Yazılar

Kişisel Gelişim

Arjantinli Taraftarlara Selam Olsun…

20 Temmuz 20263 dk okuma

Arjantin, dün akşam oynanan 23.Dünya Kupası Finali'nde İspanya’ya 1-0 yenilerek dünya ikincisi oldu.

Tarihi genellikle birinciler yazar.

Tarih, çoğu zaman birincileri anlatır.

Ama ben bugün ikinciyi yazacağım.

Maçın 0-0 sona eren 90 dakikalık normal süresinde, İspanya’nın 12 isabetli şutuna karşılık Arjantin’in İspanya kalesine tek bir isabetli şutu yoktu.

İspanya rakip ceza sahasında 32 kez topla buluşurken Arjantin bunu yalnızca 8 kez başarabildi.

Hiç kart görmeyen İspanya karşısında Arjantin, maç ve sonrasındaki olaylarla birlikte 5 sarı ve 1 kırmızı kart gördü.

Ve bence Arjantin, tarihinin en kötü maçlarından birini oynadı.

Bir Dünya Kupası Finaline asla yakışmayan bir performans sergiledi!

Bu sabah dünya basınında Arjantin Milli Takımı, Teknik Direktör Lionel Scaloni ve maç boyunca bir türlü göremediğimiz Lionel Messi hakkında çok daha ağır, hatta hakarete varan ifadeler kullanıldı.

Ama ben onları buraya almadım.

Çünkü sizi, İspanya karşısında böylesine etkisiz ve çaresiz kaldıkları, sonunda da kaybettikleri o maçın tribünlerine götürmek istiyorum.

Bu yazının başlığı da zaten bu yüzden:

 Arjantinli Taraftarlara Selam Olsun…

Bizde taraftarlık, maalesef çoğu zaman sonuç odaklıdır.

Takım kazanıyorsa alkışlanır, oyuncular omuzlara alınır, teknik direktör kahraman ilan edilir.

Kaybedilen maçların ardından ise bazen;

Döner bıçaklı saldırılar…

Stadı yakıp yıkan vandallar…

Maça değil, meydan muharebesine geldiğini sanan holiganlar…

Hatta kulüp başkanı seviyesinde yapılan seviyesiz açıklamalar…

Dün akşam bunların hiçbiri olmadı.

Maç boyunca tamamen etkisiz kalan  Arjantinli oyuncular, tribünlerdeki taraftarları tarafından bulabildikleri en küçük vesileyle alkışlandı.

Küçük bir başarılı pas:

Alkış, tezahürat, destek…

Bir İspanyol oyuncusunu durdurmak:

Alkış, tezahürat, destek…

Küçük bir çalım:

Alkış, tezahürat, destek…

Rakip sahaya bile geçemeyen küçük bir verkaç:

Yine alkış, yine tezahürat, yine destek…

Bu destek 120 dakika boyunca devam etti.

Gol yediklerinde de…

Kırmızı kart gördüklerinde de…

Oyun tamamen İspanya’nın hâkimiyetine geçtiğinde de…

Arjantinli taraftarlar takımlarını desteklemekten asla vazgeçmedi.

Ve maç bitti…

İspanya Dünya Şampiyonu olurken Arjantin kupayı kaybetti.

Ancak  Arjantin tribünleri susmadı.

Kupa törenine geçilmesini bekledikleri yaklaşık yarım saat boyunca da, törenin devamındaki yarım saatte de takımlarına seslenmeyi, şarkı söylemeyi ve onları alkışlamayı sürdürdüler.

 Arjantin Milli Takımı ise taraftarlarının önünde, mahzun ve mahcup bir şekilde, o bir saatlik süreyi öylece ayakta bekleyerek geçirdi.

Başlarını öne eğdiler.

Tribünlerine baktılar.

Kendilerini terk etmeyen insanları dinlediler.

Messi’nin gözyaşlarına hâkim olamadığı o duygusal anlarda tribünler daha da coştu.

Çünkü başarı anında alkışlamak kolaydır.

Kupa kaldıranların yanında herkes bulunur.

Asıl sadakat; yenilenin, düşenin, başarısız olanın ve mahcup olanın yanında kalabilmektir.

İnsanların yalnızca başarılarını değil, gayretlerini de görebilmektir.

Onlara, “Bugün başaramadınız ama sizinle yol yürümekten vazgeçmedik!” diyebilmektir.

 Arjantinli taraftarlara bir kez daha selam olsun…

Oyuncuları zaman zaman sahada çirkefliğe varan davranışlar sergilemiş olsalar da tribünlerin o muhteşem güzelliğini bozmadıkları için…

Takımlarını yalnızca kupanın, galibiyetin ve başarının sahibi olarak görmedikleri için…

Futbolun her zaman sonuçtan ibaret olmadığını bir kez daha gösterdikleri için…

Başarısızlık anında insanı aşağılamanın değil, yeniden ayağa kaldırmanın mümkün olduğunu bütün dünyaya hatırlattıkları için…


Bu görüntü yalnızca futbolu anlatmıyor.

Ailelerimizi de anlatıyor.

Çocuklarımız başarılı olduğunda onları alkışlıyor, başarısız olduklarında sevgimizi geri mi çekiyoruz?

Çalışanlarımız hedefe ulaştığında yanlarında duruyor, hata yaptıklarında onları yalnız mı bırakıyoruz?

Dostlarımız güçlü ve itibarlı günlerinde değerli, düştükleri günlerde görünmez mi oluyor?

Kendimizi bile yalnızca kazandığımızda mı seviyoruz?

Oysa bizim kadim değerlerimizde çok güçlü bir ilke vardır:

“Zaferden değil, seferden sorumluyuz.”

Bu söz sonucu önemsizleştirmez.

İnsanın üzerine düşeni yapmasını, bütün gücüyle mücadele etmesini, doğru yolda yürümesini; fakat kendi iradesini aşan sonuçlar sebebiyle kendisini veya başkasını bütünüyle değersizleştirmemesini öğretir.

Hayatın her alanında hedeflerimiz, sonuçlarımız ve başarılarımız elbette önemlidir.

Ama sadece sonuca odaklandığımızda süreçte gösterilen gayreti, fedakârlığı, sadakati, dayanışmayı, gelişimi ve insanlığı gözden kaçırabiliriz.


Bu hafta kendimize şu soruyu soralım:

Ben insanları yalnızca kazandıklarında mı alkışlıyorum?

Yoksa yenildikleri, düştükleri ve mahcup oldukları günlerde de onların tribününde kalabiliyor muyum?

Arjantinli taraftarlara selam olsun…

Bize, bazen kaybedenlerin de tarihe çok güzel şeyler yazabileceğini gösterdikleri için…

Sonuca esir olmadan, süreçteki güzellikleri görebildiğimiz bir hafta ve bir hayat diliyorum.

 

Not: Bazen kaybedenlerin de tarihe çok güzel şeyler yazabileceğini, yenildikleri veya kupadan elendikleri maçlarda bile, Japon temizliğinin ve sorumluluğunun bir örneği olarak, tüm stadı temizleyerek stattan ayrılan Japon Taraftarlarına da selam olsun. 

 

#PazartesiMotivasyonAteşi #Arjantin #ArjantinTaraftarı #DünyaKupası #Motivasyon #Sadakat #Vefa #Taraftarlık #TakımRuhu #Başarı #Başarısızlık #SüreçOdaklılık #Gayret #Azim #Dayanışma #SporKültürü #Liderlik #İnsanlık #ZaferdenDeğilSeferdenSorumluyuz #MünirArıkan

 

MA

Münir Arıkan

Düşünce Koçu · Yazar · Konuşmacı

Hakkında

İletişim

Hayatınızda kalıcı bir iz bırakmaya hazır mısınız?

Koçluk, seminer ve danışmanlık talepleriniz ve sorularınız için yalnızca bir mesaj uzağınızdayım.